1856 Tarihli Bir Risale Işığında Tuna Nehri’nin Tarihi Coğrafyası ve Jeopolitiği – Filiz Yıldırım – Hiperlink Yayınları

Ana Sayfaya Dön
1856 Tarihli Bir Risale Işığında Tuna Nehri’nin Tarihi Coğrafyası ve Jeopolitiği – Filiz Yıldırım – Hiperlink Yayınları kitap kapağı
1856 Tarihli Bir Risale Işığında Tuna Nehri’nin Tarihi Coğrafyası ve Jeopolitiği – Filiz Yıldırım – Hiperlink Yayınları kitap kapağı
%13 İNDİRİM

1856 Tarihli Bir Risale Işığında Tuna Nehri’nin Tarihi Coğrafyası ve Jeopolitiği

Hiperlink Yayınları

Yazar: Filiz Yıldırım

Yaklaşık 1-3 iş gününde temin

Barkod:9786052815014
ISBN:9786052815014
Sayfa Sayısı:208 Sayfa
Dil:Türkçe
Basım Tarihi:11/2019
Yazar:Filiz Yıldırım
23Görüntülenme

Bu kitapta 330 Nobel Puan kazanın

Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!

Kitap Hakkında

Mazide, halde ve atide doğduğu topraklardan Karodeniz’in batısına varana kadar geçtiği uzun ve geniş cağrofyada yaşamış, yaşayan ve yaşayacak alan toplumların kaderini Tuna Nehri belirlemektedir. Tuna’nın tarihi serüveni tetkik edildiğinde, nehrin kıyılarında ya da havzasında kurulan devletlerin, varlıklarını devam ettirmelerindeki en büyük etkenin Tuna hakimiyeti ile paralel olduğu görülmektedir. Tuna’ya ya da başka akarsulara hakim almak, herhangi bir karo parçasının tasarrufunu elde bulundurmak ile aynı manayı taşımaz. Her şeyden önce siyasi ve iktisadi gücün göstergesi alan bir donanmanın varlığı şarttır. Bu donanmayı nehirde yüzdürmek de nehre gereken bakımın yapılması ile yakinen alakalıdır. Elinizdeki çalışma, Tuna Nehri kollarında ve boğazlarında yapılması gereken temizlik, tamir, inşa vs. faaliyetlerinin bir projesi niteliğindedir. 1856 yılının yaz aylarında, Tuna Nehri havzasında araştırmalarda bulunan Tuna Avrupa Komisyonu üyeleri, nehrin genel durumu ve yapılması gerekenleri not ederek bir risâle halinde Komisyon Meclisi’ne sunmuşlardır. Tuna’nın Karadeniz ile buluştuğu Hızırilyas, Sünne ve Kili boğazlarının hakimiyetinin 1829-1856 yılları arasında Rusya’da olması ve nehre gereken ehemmiyetin gösterilmemesi, 1856 Paris Antlaşması’yla yeniden boğazlara egemen olan Osmanlı Devleti’nin işini hayli güçleştirmekte idi. Buna rağmen devlet, gerek harp gemilerinin gerekse ticari araçların geçiş güzergahı olan Tuna’yı her türlü tehlikeden arındırmak için gereken bütün çabayı göstereceklerini ve taşımacılığa elverişli bir hale getireceklerini bildirmiştir. Çünkü Tuna her şeyden önce Osmanlı Rumelisi’nin kalesi konumunda idi. Tuna Nehri halkların, ırkların havzasıdır. Yukarıdan aşağıya doğru akarken, yalnızca biriktirerek sürüklediği alüvyonları deniz kıyısına taşımaz. O, denize doğru yol alırken aynı zamanda tarihten parçaları da kıyılarına taşırarak etrafa dağıtır. Fakat bu tarihi parçaların ömrü, Tuna’nın azgın dalgalarını bütün heybetiyle gösterdiği ana kadardı...

Benzer ürünler

Bu kitaba yakın başlık ve konularda öne çıkanlar; kategori ve yayınevine göre de sıralanır — keşfetmeniz için seçildi.

Kategorideki tüm kitaplar
380.00
330.60
1