Artık Gurbet Yok mu-2: Das Gefühl in der Fremde zu sein gibt es nicht mehr Oder – Semra Eren - Nijhar – Ozan Yayıncılık
%21 İNDİRİM
Artık Gurbet Yok mu-2: Das Gefühl in der Fremde zu sein gibt es nicht mehr Oder
Yazar: Semra Eren - Nijhar
Yaklaşık 1-3 iş gününde temin
Barkod:9786059330329
ISBN:9786059330329
Sayfa Sayısı:240 Sayfa
Dil:Türkçe
Basım Tarihi:11/2017
Yazar:Semra Eren - Nijhar
20Görüntülenme
Bu kitapta 316 Nobel Puan kazanın
Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!
Kitap Hakkında
Avrupa’da yaşayan Türklere (beş milyonun üzerinde) verilen ’Gurbetçi’ tanımlamasın da ve bu kavramın körüklenmesinde, Türk gazetelerinin ve basının büyük bir rolü olmuştur. Bu kavram o yıllardan bu güne toplumsal hafızaya yerleşmeye başlamış ve göç literatüründe yerini almıştır.Almanya ve İsviçre’de yaşayan değişik yaşlarda, farklı mesleklerde, değişik politik sosyo-kültürel yapıya sahip insanlarla iki yılı aşan sürede yaptığım röportajlarla, gurbeti kalıcı kılan ve değişen tanımına bu çalışmada da ışık tutmaya çalıştım.Bu kitap araştırmanın ikinci bölümünü oluşturduğu ve henüz tamamlanmadığından, somut bir sonuca varmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Fakat gurbet olgusunun düşündüğümün ötesinde yeni kavramlarla karşımıza çıkarak, sözcük anlamını yitirmediğini ve yeni kuşaklarda zaman zaman kullanılan bir kavram olduğunu belirtmek gerekiyor. Gurbet olgusunun kalıcı olmasında hangi değerlerin rol oynadığını ve kuşaklar arası nasıl değişikliğe uğradığını gözlemlemek için, birinci nesilden dördüncü nesile kadar Almanya ve İsviçre’de aynı aile fertleriyle röportajlar yaptım.Osmanlı döneminde İstanbul’a Anadolu’nun diğer bölgelerinden mevsimlik işçi olarak gidip-gelenlere ‘İstanbulcu’ denirmiş. İstanbulcu farklı periyotlara ayrılan zamanlarda köyünden çalışmak için uzaklaşır ve köyüne dönerken İstanbul’da bıraktığı işinin boş kalmasını önlemek için de, köyünden başka birisini gönderirmiş. İstanbul’da tutulan işin aksatılmadan yürümesi, bu şekilde sağlanırmış.İstanbulcu ile Almanya’ya ilk giden Türk işçisini karşılaştırdığımızda, karşımıza çıkan en önemli nokta, İs-tanbulcu’nun İstanbul’u evi-yurdu olarak kabul etmeden, köyüne dönmesi, fakat Türk işçisinin Avrupa’ya giderken geride bıraktığı köyü-şehri hayallere gömerek, ilk yıllarda geçici, sonraki yıllarda kalıcı olduğunu düşünerek, Avrupa’da yerleştiği ülkeyi, evi-yurdu olarak kabul etmesidir.
Benzer ürünler
Bu kitaba yakın başlık ve konularda öne çıkanlar; kategori ve yayınevine göre de sıralanır — keşfetmeniz için seçildi.
400.00₺
316.00₺
1

