Sanatta Hiçliğin Şey’iyyet İmgesi: Keşişler ve Dervişler
Yazar:Meryem Günana
Yaklaşık 1-3 iş gününde temin
Bu kitapta 400 Nobel Puan kazanın
Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!
Kitap Hakkında
Hiçlik üzerine düşünmek, çoğu zaman olmayanın, kaybolanın ve geride hiçbir şey bırakmayanın peşinden gitmek gibi görünür. Oysa bu çalışmanın sonunda ulaşılan yer, hiçliğin yalnızca yokluk olarak düşünülemeyeceğini göstermektedir. Hiçlik, varlığın karşısında duran sessiz ve boş bir alan değil; varlığın kendisini açığa çıkardığı, biçim değiştirdiği ve yeniden kurulduğu bir eşiktir. Mu'tezile'nin "ma'dûm şeydir" önermesinden başlayarak farklı düşünce geleneklerinde karşılaştığımız bu problem, hiçliğin basit bir yokluk olarak tüketilemeyeceğini gösterir. İbn Sînâ'da mümkün ve zorunlu varlık arasındaki ayrım, İbn Arabî'de sürekli yenilenen yaratım, Mevlânâ ve Şebüsterî'de hiçleşme, Aynülkudât Hemedânî'de benliğin çözülmesi ve modern düşüncede Heidegger ile Sartre'ın hiçliğe dair düşünceleri birbirlerinden farklı kavramsal zeminlerde olsa da insanın kendi varlığını mutlaklaştırmasının sınırlarına işaret eder. Mistik deneyimde bu sınır, düşünsel bir problem olmaktan çıkar ve bir hâle dönüşür. Dervişin fakrı, keşişin inzivası, bedenin sınırlandırılması, nefsin kurban edilmesi, çıplaklık, sessizlik, tekrar ve teslimiyet; bütün bunlar insanın kendisine ait olduğunu düşündüğü varlık iddiasından geri çekilmesinin farklı biçimleridir. Bu nedenle hiçleşme, nihai bir kayboluş değil, dönüşümün eşiğidir.
Sanat tam da bu eşikte ortaya çıkar. Sanatsal yaratım bu nedenle mutlak anlamda yoktan yaratmak değildir. Daha çok, görünür olanın içindeki görünmeyeni açığa çıkarmak; mevcut olanın içindeki hiçliği sezmek ve hiçliğin içindeki şey'iyyeti biçime dönüştürmektir. Çünkü hiçlik, cevaplanıp geride bırakılabilecek bir kavramdan çok, insanın varlıkla karşılaşmasının sınırında ortaya çıkan bir deneyimdir. Düşünce onu kavramaya çalışır, mistik onu yaşamaya, sanatçı ise onu görünür kılmaya çalışır. Sonunda geriye ne yalnızca varlık ne de yalnızca yokluk kalır. Geriye eşik kalır. Bu nedenle hiçlik, varlığın karşıtı değil, varlığın görünürlük kazandığı en derin eşiklerden biri olarak belirir. Ve belki bütün mesele, sonunda şurada düğümlenir: Hiçleşelim, şeyleşelim. Çünkü insanın kendisinden eksilmesi, dünyanın eksilmesi değildir. Bazen bir şeyin kendisinden vazgeçmesi, başka bir biçimde görünmesinin başlangıcıdır. Hiçlik, yok oluşun son noktası değil; varlığın yeniden başladığı yerdir.
Benzer ürünler
Bu kitaba yakın başlık ve konularda öne çıkanlar; kategori ve yayınevine göre de sıralanır — keşfetmeniz için seçildi.

Sanatta Hafızanın Biçimleri
Meryem Babacan Bursalı

Hayru’l-Kelâm - Mevlânâ Vasiyetlerine Şerh
Veled Çelebi İzbudak

Bir Zamanlar Saint-Joseph
Ali Giz

İslam Tarihinde İlk Melamet ve Melamiliğe Ait En Eski Vesikanın Tercümesi Ebu Abdurrahman es-Sülemi’nin Melametiye Risalesi
Ömer Rıza Doğrul

Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi - Bütün Oyunları
Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi

İstanbul'u Yeniden Düşünmek ve Erguvanname
Akif Emre

Hakikat Çiçekleri - Ezhar-ı Hakikat
Ali Emiri Efendi, Yaşar Çalışkan

Pendname-i Attar Şerhi
Mehmed Murad Nakşibendi

Ubeydiye Risalesi - Dar Geçitleri Aşmak
Ali Behcet Efendi

Tanrının Kurduğu Saatler
Cevdet Karal

Dergâh-ı Erdi Baba’dır Gir Erenler Hû Deyu
Yunus Emre Özer, Fatih Fırat

Mekke Medine ve Kudüs'ün Faziletleri
Muhammed el - Yemeni




