Saqelenge – Ümran Düşünsel – Ütopya Yayınevi

Saqelenge – Ümran Düşünsel – Ütopya Yayınevi kitap kapağı
Saqelenge – Ümran Düşünsel – Ütopya Yayınevi kitap kapağı
%10 İNDİRİM

Saqelenge

Ütopya Yayınevi

Yazar: Ümran Düşünsel

Yaklaşık 1-3 iş gününde temin

Barkod:9786059378635
ISBN:9786059378635
Sayfa Sayısı:128 Sayfa
Ürün Ebatı:14x20 cm
Dil:Türkçe
Cilt Durumu:Ciltsiz
Kağıt Tipi:2. Hamur
Baskı Sayısı:1
Basım Tarihi:11/2019
Yazar:Ümran Düşünsel
38Görüntülenme

Bu kitapta 126 Nobel Puan kazanın

Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!

Kitap Hakkında

Verilere göre, dünyada her gün 37 bin kişi, savaş, insan hakkı ihlali, çatışma, iç karışıklık, zorlu yaşam koşulları nedeniyle evini terk etmek zorunda kalıyor ve kayda sadece birer rakam olarak girebiliyor.

Oysa her biri hikâyesiyle göçüyor. Bir kısmı üstüne yeni hikâyeler eklerken, bazılarının ise son hikâyesi oluyor göç yolu.

Kırk bir mülteci hikâyesinin yer alıyor bu kitapta. Pek çoğunun öznesi insan. Kalanının da gizli öznesi. Göçten dolaylı olarak etkilenen hayvanlar da unutulmamış: Yunanistan’da Firar eden kedi Kunkuş, Ege sularında durum değerlendirmesi yapan balıklar, mülteci ceylanlar gibi...

Ve ses!

Sesi dâhil oldu şölene, bilmediğim, anlamadığım bir dille. Olmasa da olurdu, notaların dili, beden dili tercüme ediyordu ezginin sözlerini.

Vurduğu tuşlar bombaları patlattı. Bir, iki, üç, dört, sonrasını sayamadım. Kısa çığlıklar, sayısız... Ağıtlar sonra, göğüslere vura vura. Mezarlık uğultusu yaklaşmadı, uzaklaştı. Bir süre uzaklardan izledi. Yüzündeki acı akmaya başladı parmaklarının ucuna, oradan da tuşlara. Durgun denizde fırtına geliyorum dedi. Dalgalar birden değil büyüyerek vurdu kayalıklara. Sakinleşmesi aniden oldu ama. Tam o zaman ağlama sesi duyuldu tuşların.

Sonrası uçsuz bucaksız kırlardı. Naif esintide salınan gelinciğin papatyayla, süsenin, yabani menekşeyle dansıydı. Karlar çatırdayıp kırıldı dağ doruklarında aniden. Usulca süzülen sular dans eden çiçeklerin köklerine ulaşıp coşturdu hepsini. Dans yetmedi. Halaya durdular.

“Ben halayın başıyam ley ley,” deyince adam, soluğumu verdim. Tekrar tuttum. Sana baktım. Varlığımızı mı hissetmişti? Neden anlayacağımız dilde söylemişti? Sahi, sen neler hissetmiştin? Merak ettim o an. Anlamış gibi: “Ve çölün bronz sonsuzluğu da uğuldadı. Coğrafya bu kadar güzel bükülür mü hiç? Dağın çöle eğildiği görülmüş müdür? Görüldü,” diye fısıldadın. Önce ruhu yoruldu adamın.

Parmakları sonra.

Bedeni de.

Benzer ürünler

Bu kitaba yakın başlık ve konularda öne çıkanlar; kategori ve yayınevine göre de sıralanır — keşfetmeniz için seçildi.

Kategorideki tüm kitaplar
140.00
126.00
1