Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı: 628 Şubat 2026 – Türk Edebiyatı Dergisi

Ana Sayfaya Dön
Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı: 628 Şubat 2026 – Türk Edebiyatı Dergisi kitap kapağı
Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı: 628 Şubat 2026 – Türk Edebiyatı Dergisi kitap kapağı
%3 İNDİRİM

Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı: 628 Şubat 2026

Türk Edebiyatı Dergisi

Yaklaşık 1-3 iş gününde temin

Barkod:4444444444527
ISBN:4444444444527
Sayfa Sayısı:80 Sayfa
Ürün Ebatı:19.5x27 cm
Dil:Türkçe
Cilt Durumu:Ciltsiz
Kağıt Tipi:1. Hamur
Baskı Sayısı:1
Basım Tarihi:11/2026
Yazar:
24Görüntülenme

Bu kitapta 242 Nobel Puan kazanın

Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!

Kitap Hakkında

Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
Bu sayımızda, 1926 yılında Bakü'de toplanan Birinci Türkoloji Kurultayı'nın yüzüncü yılı vesilesiyle, Türk dünyasının ortak alfabe arayışını tarihî, siyasi ve kültürel boyutlarıyla ele alıyoruz. Dosyamız, alfabe meselesini akademik bir tartışmanın ötesine taşıyarak; ortak hafıza, birlik ve beraberlik fikri ile bu fikrin zaman içinde uğradığı kırılmaları ortaya koyuyor.
Dosyamızın açılış yazısında Osman Mert, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı'ndan günümüze uzanan ortak alfabe arayışının tarihî serüvenini ele alıyor. Mert, bu sürecin Sovyet politikalarıyla nasıl kesintiye uğradığını ortaya koyarken, bugün üzerinde uzlaşılan 34 harfli ortak alfabenin Türk dünyası için birlik ve iletişim açısından tarihî bir eşik olduğunu vurguluyor. Şükrü Halûk Akalın, Birinci Türkoloji Kurultayı'nın yalnızca "ortak alfabe" meselesinin tartışılmasından ibaret olmadığını; terminoloji, tarih, coğrafya, etnoloji, edebiyat ve sanat gibi birçok alanda bildirilerin sunulduğu ve Türk dünyası açısından tarihî bir buluşma olduğunu anlatıyor. Akalın; Kurultay'ın katılımcıları, oylamaya sunulan alfabeler ve tutanakların dili gibi ayrıntılara ışık tutarken, 1930'lardaki "repressiya" sürecinin bu aydınlanma hamlesini nasıl trajik biçimde gölgelediğini de ortaya koyuyor. Nizami Caferov, Kurultay'a katılan Rus-Sovyet âlimlerin kimler olduğunu, hangi bildirileri sunduklarını ve bunların Kurultay'a bilimsel katkı yapmalarının yanında rejim lehine farklı roller oynadıklarını da dile getiriyor. Oldenburg, Barthold, Rudenko ve Samoyloviç gibi isimlerin değerlendirmelerini aktaran Caferov, problemli yaklaşımlarına rağmen bu tartışmaların Kurultay kararlarının oluşumunda etkili olduğunu vurguluyor. Anar, yaptığımız söyleşide Birinci Türkoloji Kurultayı'nın bilimsel ve kültürel bir yakınlaşma amacıyla düzenlendiğini ancak Sovyet rejiminin kısa sürede bu ortamı tehdit olarak algılayıp katılımcıların büyük bölümünü tasfiye ettiğini anlatıyor. Anar, baskıların yarattığı korku ve sansür iklimine dikkat çekerken edebiyat ve sanatın dolaylı anlatım yollarıyla varlığını sürdürmeyi başardığını da hatırlatıyor. Abuzer Bağırov, Kurultay'a Rusya'dan katılan temsilcileri ve sundukları bildirileri ana hatlarıyla tanıtıyor ve bu temsilcilerin de repressiyanın kurbanı olduğunu söylüyor. Özellikle A. N. Samoyloviç gibi önemli bir akademisyenin idam edilmesini ve yıllar sonra itibarının iade edilmesini, bu dönemin acı sembollerinden biri olarak görüyor. Vilayet Guliyev, Yakutistan'dan Bakü'ye ulaşmanın 1926 şartlarında ne denli zor olduğunu anlatarak Yakut-Saha temsilcilerinin Kurultay'a katılmak için göze aldıkları büyük fedakârlığı gözler önüne seriyor. Nevzat Özkan, Hüseyinzade Ali Bey'in şahsında Bakü ile İstanbul arasında bir "gönül köprüsü" kuran, Anadolu ve Azerbaycan Türklüğünü dil ve kültür temelinde bir bütün olarak gören bir aydın portresi çiziyor. Dosyamızın birinci bölümü bu şekilde sona eriyor.
Ayrıca bu sayımızda Şerif Aydemir, ölümün eşiğinden dönen bir kalbin iç muhasebesi üzerinden insanın ideallerini terk edemeyeceğini anlatıyor. Mehmet Ömer Kazancı, Abdülhalik Bayatlı'nın Kerkük'ü Dinliyorum şiiri ile Orhan Veli'nin İstanbul'u Dinliyorum şiirini karşılaştırarak gurbet ve aidiyet duygularını ele alıyor. Fatma Pekşen, ataerkil baskılar arasında kızını erken evlendirmeye direnen bir annenin mücadelesini; Fatma Nur Uysal, sevgi ve heyecandan yoksun bir evliliğin bir kadını nasıl tükettiğini dile getiriyor. Esra Eren, Orfe-Evridike mitini modern bir anlatıyla yeniden kurarken; Kemal Deniz, Yavuz Bülent Bâkiler'in Türkçeyi milletin ruhu olarak gören anlayışını irdeliyor. Salim Nizam ise köyün saatçisi Tahsin Ağa'nın sessiz hayatını, "saatlerin durduğu" bir vedaya dönüştürüyor.
Mustafa Ruhi Şirin, İnci Okumuş, Gonca Yılmaz Hatunoğlu, Azize Üzel ve Koray Kök ise bu sayımıza şiirleriyle katkı sunuyorlar.
Bu ay kitaplık ve ajandamız da dopdolu. Herkese iyi okumalar dileriz…

İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni

Benzer ürünler

Bu kitaba yakın başlık ve konularda öne çıkanlar; kategori ve yayınevine göre de sıralanır — keşfetmeniz için seçildi.

Kategorideki tüm kitaplar
250.00
242.50
1