İçeriğe atla

Teleolojik Delilin Epistemik Değeri

Teleolojik Delilin Epistemik Değeri – Adem Akman – Eski Yeni Yayınları kitap kapağı
Teleolojik Delilin Epistemik Değeri – Adem Akman – Eski Yeni Yayınları kitap kapağı
%13 İNDİRİM • %13 İNDİRİM • %13 İNDİRİM • %13 İNDİRİM •

Eski Yeni Yayınları

Yazar:Adem Akman

Yaklaşık 1-3 iş gününde temin

287.10₺330.00₺%13 İndirim
Barkod:9786258596762
ISBN:9786258596762
Sayfa Sayısı:247 Sayfa
Ürün Ebatı:13x21 cm
Dil:Türkçe
Cilt Durumu:Ciltsiz
Kağıt Tipi:2. Hamur
Baskı Sayısı:1
Basım Tarihi:11/2026
3 görüntülenme

Bu kitapta 287 Nobel Puan kazanın

Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!

Kitap Hakkında

Deneyim bilgisinden hareketle Tanrı hakkında fikir sahibi olabilmenin imkân ve sınırlarını teleolojik delil ekseninde sorguladığımız bu çalışmada, bilimsel ve felsefi paradigmaların tarihsel süreç içerisindeki değişiminin, teleolojik delilin formüle edilme biçimini etkilediği gibi onun epistemik değerine ilişkin bakış açısını da şekillendirdiğini görünür kılmaya çalıştık. Bu doğrultuda öncelikle teleolojik delil gibi etkiden nedene doğru ilerleyen teistik kanıtlamaların epistemik değerine ilişkin Aristotelesçi felsefe geleneği içerisindeki tartışmaları ele aldık. Aristoteles'in ereksel doğa tasavvurunun delile meşruiyet sağlarken İkincil Analitikler'deki ispat teorisinin bu tür çıkarımları sınırladığını göstermeye çalıştık. Fârâbî ve İbn Sînâ'nın delili epistemik değeri bakımından ikincil plana iten tutumlarını inceledikten sonra İbn Rüşd ve Thomas Aquinas'ın onu müstakil bir kanıtlama olarak savunan yaklaşımlarını ele aldık. Ardından ereksel doğa tasavvurunun yerini zorunlu yasa ve mekanik evren görüşüne bırakmaya başladığı erken modern dönemde, David Hume ve Immanuel Kant'ın teleolojik delile yönelik itirazlarını değerlendirdik. Hume'un nedensellik eleştirisinin yalnızca delili değil, kendisinin de benimsediği deneyci bilimsel yöntem anlayışını sarsarak tutarsızlığa yol açtığını, Kant'ın fiziko-teolojik kanıta yönelik eleştirisinin ise deneyim temelli çıkarımın sıhhatini değil ulaşılan ilkenin mahiyetini hedef aldığını ileri sürdük. Son olarak teleolojik delile ilişkin tartışma zemininin modern ve çağdaş dönemlerde ne yönde ve nasıl değiştiğini inceledik. Bu doğrultuda evrim, akıllı tasarım ve ince-ayar tartışmalarını, gözlemlenen düzenlilik olgusundan Tanrı'nın varlığına ulaşmanın imkânı meselesinin çağdaş tezahürleri olarak ele aldık. Rakip hipotezlerin karşılaştırıldığı bu tartışmalarda William A. Dembski ve Michael J. Behe'nin bir failin varlığını çıkarsamakla yetindiğini, Richard Swinburne ve Robin Collins'in ise düzenlilik olgusunu teizmin Tanrı'sı ile ilişkilendirdiğini vurguladık. Böylece paradigma değiştikçe delilin formüle ediliş biçimi ve ona tanınan epistemik değer farklılaşsa da deneyimden hareketle deneyimi aşan bir ilkeye ulaşma çabasının doğurduğu gerilimin her dönemde varlığını koruduğu sonucuna ulaştık.